.png)
Kutsal Yazılar'ın güvenilirliği ve İsa'nın tarihsel olarak gerçekten dirilmiş olması, Hristiyanlığın en büyük hakikatlerindendir.
Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri, İsa’nın mezarına Pazar sabahı giden kadınların sayısında farklı detaylar sunar gibi görünür. Matta, Mecdelli Meryem ve “diğer Meryem”in mezarı görmeye gittiğini söyler (Matta 28:1). Markos, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome’yi listeler (Markos 16:1). Luka, Mecdelli Meryem, Joanna, Yakup’un annesi Meryem ve “başka kadınlar”dan bahseder (Luka 24:10). Yuhanna ise yalnızca Mecdelli Meryem’i anar (Yuhanna 20:1). Tüm İnciller Mecdelli Meryem’in varlığında birleşse de, diğer isimler ve sayılar farklılık gösterir. Şüpheciler, bu farklılıkları bir çelişki olarak öne sürebilir. Ancak bu meselenin bir tenakuz değil, kadim yazım geleneğinin bir yansıması olduğunu görebiliriz.
a) Kadim Yazımda “Spotlighting” Geleneği
İlk olarak, hiçbir İncil, “yalnızca şu kadınlar mezara gitti” diye bir iddia sunmaz. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna, sadece bazı isimleri zikreder, ancak diğerlerinin varlığını reddetmez. Örneğin, Yuhanna 20:1’de yalnızca Mecdelli Meryem’den bahsedilir; ama hemen ardından, Meryem’in “Rab’bi mezardan almışlar, nereye koyduklarını bilmiyoruz” dediği aktarılır (Yuhanna 20:2). “Bilmiyoruz” ifadesi, Meryem’in yalnız olmadığını, başkalarının da yanında olduğunu ima eder. Luka da “başka kadınlar”dan söz ederek bu olasılığı açık bırakır. Peki, neden her İncil tüm isimleri listelemez? Cevap, bilgin Mike Licona’nın tanımladığı “spotlighting” (odaklama) adlı kadim edebi gelenekte yatar.
Spotlighting, bir yazarın dikkati belirli bir karaktere yönelttiği, diğerlerinin varlığını bilse de zikretmediği bir tekniktir. Tıpkı bir tiyatro sahnesinde ışığın tek bir oyuncuya vurması gibi, yazar da hikâyeyi belirli bir figür üzerinden anlatır. Licona, bu yöntemin antik biyografilerde yaygın olduğunu Plutarkhos’un Paralel Hayatlar eserinden örneklerle gösterir. Mesela, Cicero’nun Hayatı’nda, Crassus, Marcellus ve Metellus’un Cicero’yu gece ziyaret ettiği yazılır; ama Crassus’un Hayatı’nda yalnızca Crassus anılır. Yine, Antonius’un Hayatı’nda Octavianus, Hirtius ve Pansa’nın Senato tarafından gönderildiği belirtilirken, Brutus’un Hayatı’nda sadece Octavianus öne çıkar. Bu farklılıklar çelişki değil, yazarın bilinçli bir seçimidir.
İncillerde de aynı yöntem görülür. Yuhanna 19:25’te çarmıhın dibindeki kadınlar listelenir, ama “İsa’nın sevdiği öğrenci”den hemen sonra bahsedilir (Yuhanna 19:26), önceki ayette adı geçmez. Luka 24:12’de Petrus’un mezara koştuğu söylenir, ama Yuhanna 20:3-4, Petrus ile sevilen öğrencinin birlikte gittiğini aktarır. Luka, daha sonra Emmaus yolunda “bazı arkadaşlarımız mezara gitti” diyerek (Luka 24:24) Petrus’un yalnız olmadığını ima eder. Dolayısıyla, Yuhanna’nın yalnızca Mecdelli Meryem’i anması, Matta ve Markos’un sınırlı isimler vermesi, spotlighting tekniğinin bir yansımasıdır.
b) Günlük Hayattan Bir Analoji
Sezgisel yaklaşımla bir örnek düşünelim: Kiliseye ibadete gittiğimi anlattığımda, annemin ve babamın da yanımda olduğunu söylemeyebilirim. Ama annem aynı hikâyeyi anlatıp üçümüzün gittiğini belirtirse, bu bir çelişki midir? Hayır, ben sadece kendime odaklanmışımdır. İncillerde de yazarlar, hikâyeyi belirli kişiler üzerinden anlatmayı seçer. Matta iki Meryem’i, Markos üç kadını, Luka daha geniş bir grubu, Yuhanna ise yalnızca Mecdelli Meryem’i öne çıkarır. Hiçbiri tüm grubu listelemek zorunda değildir; bu, modern bir beklenti değil, kadim anlatıların doğal bir özelliğidir.
Richard Bauckham’ın önerdiği bir başka açıklama, İncil yazarlarının yalnızca kendi topluluklarında tanınan ya da doğrulanabilir tanıkları zikrettiğidir. Örneğin, Markos Salome’yi biliyorsa ama Matta bu ismi kendi kaynaklarında doğrulayamadıysa, onu atlamış olabilir. Luka, Joanna’yı ekler çünkü onun tanıklığına erişimi vardır. Bauckham’a göre, bu kadınlar, erken kilisede hikâyelerini paylaşan yetkin kaynaklardı. Yazarlar, yalnızca güvendikleri tanıkları isimlendirmiş, bilinmeyen ya da unutulmuş isimleri dışarıda bırakmış olabilir. Matta ve Luka’nın Salome’yi atlaması, onun artık tanınmadığını; Luka’nın Joanna’yı eklemesi ise onun hâlâ bilindiğini gösterebilir.
Mantıksal bir yaklaşımla, hiçbir İncil “sadece bu kadınlar vardı” demediğinden, sayılar arasında bir çelişki yoktur. Spotlighting, yazarların belirli kişilere odaklanmasını ve diğerlerini zikretmemesini açıklar. Bu farklılıklar, İsa’nın dirilişinin tek hakikatini gölgelemez; aksine, tanıkların çeşitliliğiyle zenginleştirir. Mecdelli Meryem her anlatıda sabittir; diğer isimler, her yazarın perspektifine göre değişir.
Şüpheciler bu farklılıkları abartabilir, ama bağlam ve kadim yazım gelenekleri dikkate alındığında, mezara giden kadınların sayısı bir çelişki değil, anlatının doğal bir sonucudur. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna, aynı gerçeği –İsa’nın mezarının boş olduğunu– farklı tanıklarla aktarır. Kutsal Yazılar, burada bir hata değil, dirilişin çok yönlü vahyini sunar; her İncil, hakikatin bir parçasını aydınlatarak, Mesih’in zaferini tamamlar.

.jpg)